YARGI KARARLARI ELEŞTİRİLEMEZ Mİ?

 

Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN ve CHP Genel Başkanı Deniz BAYKAL’ın Anayasa Mahkemesi kararı ile ilgili sözleri yargı kararlarının eleştirilip eleştirilemeyeceği konusunu yeniden gündeme taşımıştır.

 

Öncelikle belirtmek gerekir ki yargıya müdahale etmeden yargının kararlarının eleştirilebileceği muhakkaktır.

 

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 277 maddesinde : “ Bir davanın taraflarından birinin veya bir kaçının veya sanıkların veya davaya katılanların, mağdurların leh veya aleyhinde, yargı görevi yapanlara emir veren veya baskı yapan veya nüfuz icra eden veya her ne suretle olursa olsun adı geçenleri hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs eden kimseye iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir. Teşebbüs iltimas derecesini geçmediği takdirde verilecek ceza altı aydan iki yıla kadardır.”

 

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun  288. maddesinde de : “Bir olayla ilgili olarak başlatılan soruşturma veya kovuşturma kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar savcı, hakim, mahkeme, bilirkişi veya tanıkları etkilemek amacıyla alenen sözlü veya yazılı beyanda bulunan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” denilmektedir.

 

Türk Ceza Kanununda yer alan bu hükümler dikkatlice incelenecek olursa bu hükmün devam eden derdest  bir dava ve bu davada yargılamanın ögelerine yönelik eylemler suç sayılmıştır. Ancak karar kesinleştikten sonra mahkeme kararları ile ilgili eleştiri yapılıp yapılmayacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Bu hususun Anayasanın teminatı altına aldığı ifade özgürlüğü kapsamında da yer aldığında kuşku bulunmamaktadır.

 

 

          Daha önce de bu konu gündeme gelmiş Yargıtay 4. Hukuk Dairesi emsal teşkil edecek bir karar vermişti.

 

2002 milletvekili genel seçimleri öncesinde Başbakan Erdoğan'ın adli sicil kaydına ilişkin, kapatılan Diyarbakır 3 ve 4 No'lu DGM'ce verilen kararların temyiz incelemesi, Yargıtay 8. Ceza Dairesi tarafından yapılmıştı. Daire, Erdoğan'ın adli sicil kaydının silinmesi isteminin reddine ilişkin Diyarbakır 3 No'lu DGM'nin kararını onamış, bu kararı kaldıran 4 No'lu DGM'nin kararını ise yok hükmünde saymıştı.


     Bunun üzerine Yüksek Seçim Kurulu, Erdoğan'ın aday olamayacağı yönünde karar vermişti.


     Yeni Şafak Gazetesi'nde 17 Eylül 2002'de 'Yargıtay 8. Ceza Dairesi Suç İşliyor' başlığıyla bu sürecin eleştirildiği yazının yayınlanmasının ardından, kararda imzası olan bir Yargıtay üyesi manevi tazminat istemiyle dava açmıştı.


     Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesi, tazminat istemini kısmen kabul etmişti. Yeni Şafak Gazetesi, kararı temyiz edince dosya Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'ne gitmiş,  Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını 2'ye karşı 3 üyenin oyuyla bozmuştu.

 

Kararda Yargı kararlarının eleştirilebileceğine işaret eden Daire, 'Yargı kararları eleştirilemez diye bir kural yoktur. Demokratik bir toplumda ve hukukun üstünlüğünü kabul eden bir devlette, hiçbir kurum ve kişi eleştiri dışında kalamaz' demiştir.

 
         Yine Başbakan Recep Tayip Erdoğan ve Dışışleri Bakanı Abdullah GÜL
Danıştay'ın vermiş olduğu bir kararı eleştirmiş, Danıştay Eski Başkanı Ender Çetinkaya'ya mahkeme kararlarının eleştirilip eleştirilemeyeceği sorulduğunda :  “….Eleştirilebilir mi? Eleştirilemez mi? Eleştirilir. Bizim yargı kararımızı bizim dışımızdakiler eleştirebilirler” şeklinde cevap vermiştir.

 

         Özetle; yargıya müdahale etmeden, kişilik haklarını zedelemeden her türlü mahkeme kararı eleştirilebilir. Av. Tuncay DOLU